Tuesday, March 1

kendi kuyruğunu yiyen yılan ne türlü bir döngüyü simgeliyor olabilir?*

gecenin bir vaktinden sabahın bu saatine hala uyumadım.
ama dertten tasadan değil bu gece nöbeti.
kim inanır karanlıktan korktuğuma?

bi derdim var aslında,
artık benim de rollei 35im olsun istiyorum.
belki o zaman gördüklerime hakim olurum ve göremediklerimi umursamam.

ha bir de düşünüyorum belki tırnakları benim kadar renkli bir arkadaş edinirsem,
benim de bir gazellem olursa,
şöyle sıcak bi ülkede güzel bi konferans ayarlarsam,
elektrik süpürgesinin yerini bulursam,
ve her tanıştığım kişiye aklım karışık izlenimi vermekten kurtulursam,
ve bilimsel düşüncenin mantığını okumayı bitirirsem,
bir de hacışakir sabunlarıma kavuşursam,
her şey tam olur.

peki o zaman gece yemeklide içip içip sonra rahatsız pulman koluklarında kondüktörün "sincan" ya da aynı şekilde "bostancı" diye seslenişine kadar deliksiz uyurmuşçasına uyuyabilir miyim?

hmmm, sanmam. karanlık aynı karanlık.
nerden bakarsan bak otto yine otto.

*başlıkla ilgili ayrı bir post sonradan gelebilir (hem de fotoğraflı). bunun dışında dağınıklığın kusuruna bakmayın. olan biteni bi kolaylayım daha tertipli olacağım.

No comments: