Saturday, April 21

geceleri yorgan diye sarinip...

google maps son arkadasim oldu. yaninda bir de ya eksen ya ilef dinliyorum. 
geceye ses oluyor.
harita cok guzel birsey. o an o sokakta olabiliyorsun gecenin bi vakti oturdugun yerden.
bir de genelde gunesli gunlerde cekiyolar streetviewleri... daha bi guzel tazeleniyo aklinda.

once fasa baktim. gitmeyi hayal ettigim yere.
sonra hirvatistana baktim. bir diger hayalim.

sonra kendimi bursanin ihsaniye mahallesinde buldum,
istanbul sislide bir asansor girisinde (gerci onun nedeni belli, ilef o sirada kizilok calmaya baslamisti)
sonra hulya sokakta. mahalle cadde adi vermeye gerek yok. ankarada hangi taksiye binsen, hulya sokak desen gotururler seni.
sonra hisarustune gittim, bal sokaga
modaya gittim,
antalya falezlere gittim,
izmir garina (cankaya denen bir mahallede ankaradakinin aksine)
beykentin ayazagi kampusune,
guniz sokaga gittim birkac kere,
tunusa, sonra tunus caddesine,
galataya ciktim,
giresunda findik tarlasina yurudugumuz gece geldi aklima,
bursalilar demislerdi bize ama ben bursali bile degildim.

heykelin arkasindaki caybahcesine gittim bursada,
yillar oncesinde oldugu gibi yaz gunu siyah postallarim vardi ayagimda,
etlik ticaret merkezinin kic koridorlarinda buldum kendimi, zevksiz mermer kabuklalriyla 13 yasimdaki ben icin buyuk ama bana ait bir dunyaydi.

siraselvilere geri dondum.
siraselvilerdeki evlelri hep sevmisimdir. bence istanbulun en yasanacak yeridir.
mutfagimizdaki dunya haritasinda bir parmakla sildim dogusunu anadolunun.
gitmedim oralara dedim.
utandim sonra dedigimden.

igdiri anlattim ama.
6 yasimda nasil gittigimi, gunler suren (ya da bana oyle gelen) yolculugumu anlattim

sabahin kornlerinde, eve donuslerimde babamin  beni astiden alisini,
uykulu ama merakli sesiyle beni sorusunu,
beni merakini googleladim.
her motoru calistirisiyla calmaya baslayan en sevdigi klasik muzik radyosu geldi aklima

izmir bornova geldi aklima,
annemi orda yasarken hayal edisim...

altindagi begenmez ankaralilar.
ama ben severim.
ankaranin kimlige dair bir kiyisi varsa orasi altindagdir bence.

kis sabahlari aksamdan kalma kafamla, saat altida bentderesinde acilan bitpazarindaydim bu sabah yine

ankara lisesinin en ust katindan, etnografya muzesinin catisindan arta kalan bosluktan once adalet divanina ve ufukta anitkabire bakarken zafer carsisindan almak istedigim ikinci el kitaplarin listesini yaparken buldum kendimi. sabahin sisi aklima geldi. denizin bi onceki gece beni sarhos edisi. sayesinde lisede erdigim erdemler aklima geldi.

bahceli evler,
behcelide gecirdigim seneler geldi
o fanusta tanistigim rengarenk baliklar,

ilk askim geldi aklima,
kibrista elektrik teknisyeni olmak nasil birsey diye dusundugum gunler,

kedinin hayatimiza girdigi ilk seneydi o zamanlar.
7. cadde degil de birinci cadde geldi daha cok aklima.

denemeyi gecince kosedeki park,
pazarin arkasindaki dukkan...

kadikoyun mayisgulu sokagina gittim
adaya gittim
geceleri fulya yokuslarinda kayboldum.

bodrum turgutreisteki kirtasiyecide gecirdigim gunler 
ve benzeri bir hiyayeyle laledide kendimi buldugum zamanlar
izmit var biryerlerde. karanligin ici. icinin karanligi izimit. bir feribot dolusu cope atilmis duygum var.

gulluge gittim. buyuk pencereli kucuk balkonlu pembe duvarli devlet lojmanlarinda basladim konusmaya
batikentte dubleks bir ogrenci evinde, umut'un evinde izledim ask zamanini.
ilk defa balikesirde oldurdum solucan.
ayakkabicilar cikmazina girmeden annemden gizlice aldigimiz cilekli sekerleri gostermiyor ama googlemaps
manifaturacilarda hala arsinla olculup satilan gul desenli nevresimleri resmetmiyor hicbir hafiza.

kurtulusta gecirdigim hicbir gecenin tanigi olmamis google maps. 
seyran dolmusunda yakalayamamis beni. 
beytepe servisi beklerken elimi tutamamis
bir poset dolusu kiraz getirmemis bahcesindeki agactan
beni sevmemis.

hep tek basima cikmisim arjantin yokusunu
sezgin caddesi yokusunu

hep tek basima gecmisim kucuk dostun onunden.
sanki 26nci sokakta evim yandigimda yalinayak ve tek basimaymisim.

yivli minarenin arkasindaki caybahcesinde aksamustu birami tek basima icmisim sanki

sabahin 3unde yildizlari daha iyi gorebilyim diye denize sanki tek ben dustum.
sanki tek ben sabahladim gullukte, cihangirde, dikmende ya da hulya sokakta.

kimse gormedi mi?
kimse orda degil miydi?

kac gecmisim oldu benim.
hangisine sormaliyim hesap?
hangisi benim gecmisim.

hanisi gecmis?

hangisi kalacak?

2 comments:

deno said...

İlk kar gecesinde Hülya sokağın nasıl o eski pullu yılbaşı kartpostallarına dönüştüğünü göstermez googlemap. Üzerinde sessiz ve yumuşacık yürümenin keyfini. GOP'un eski güzel sokaklarındaki akşam yürüyüşlerinde gizlice kesik attığın evlerin içini de göremezsin. Bir yaz sabahı gün ağarırken arabaya doluşup nereye gideceğini bilmeden çıkılan yolculuklarda yol kenarlarındaki ayçiçeği tarlarını da, elmalıda daldığın elma bahçelerini de. Bozcaadadaki gizli koyu, orayı ararken kaybolduğun incir ağaçlı köy yollarını, gün batımı seyrederken kargayla sarhoş olduğun rüzgarlı uçurum kenarınıda. Seğmenlerde çiçekler açtı:) E, gel artık, özlemişsin belli. Özlemişiz belli.

otto said...

Beni o kadar iyi biliyorsun ki, bazen kim oldugumu sana sorarken buluyorum.

Ozledim ya. Oyle ozledim ki.
segmenlerin ciceklerini kaciracagim belki ama igde zamani ordayim.