Saturday, June 6

zamanı geri al, gelecek içime sinmiyor


aklım fight club'a takıldı.

bu filmin jenerasyonumuzun kült filmi olmasına takıldı. kültürümüz bile değil aslında o bizim. yani türkiye kayıp bi dönem yaşamıyordu 2000’lere kadar. evet tüketim çılgınlığı dikte ettirildi ama değerlerimiz direndi buna. ama seksen gençliği kontrolü ele alacak yaşa gelince direnci kalmadı güzelim ananemizin, bayram üstü likörlerin, okulun ilk günü ütülenen önlüklerin.

ama şimdi tüketmesini bile bilmeyen bizler, tüketim toplumlarının, tüketecek bir şeyi kalmamış toplumların kayboluşlarına, paralardan gökdelenlerin arasındaki açlıklarına ve akrepler gibi çaresizlikle kendilerini sokuşlarına öykünüyoruz.

bizim büyük aşkımız yok. yani aslında var, sultan filminde türkan şoraydır benim aşık halim, ya da kim imrenmemiştir kadirinanırın dikiz aynasından bakışlarına selvi boylumda. ama biz bunları unutup iki eroinmanın aşkını büyütüyoruz içimizde, onlarınki gibi bi şey sanıyoruz romeo ve julietinkini.. bizim bile olmayan rüyalara ağıtlar yakıyoruz. sözümona, profillerimize fight club, bukowski, requem for a dream yazıp narinliğimizi, kırılgan kalplerimizi hissettiriyoruz bizi anlasın, düşünsün, aa ne kadar da farklı ne kadarda içli biriymiş desin diye bi grup internet asosyali.

ben kendimi de eleştiriyorum böyle diyerek. benim de kült filmim fight club maalesef. ama sıkıldım artık bu höstmodernizimden

bıraksın bizi kuantum (meta)fiziği. ben gerçeklik istiyorum, yapısal bi şeyler. istediğim gibi varedemeyim dünyayı mümkünse, onun varoluşuna dahil olayım istiyorum, çünkü bi dünya yaratmak, değerler bütünü oluşturmak, bi de bunun gerçekliğine inandırmak, yani kendini kandırmak çok zor geliyor bana.
bi tanrı olsun, ya da bi kaç tane. bana bu böyledir bu değildir desin. ben de kulu olayım o tanrının. kul olayım. kendim tanrıyı oynamak istemiyorum...

No comments: